9 Ekim 2016 Pazar

BU SEZON NE İZLESEK?

Ne ara sezon kapandı, ne ara yaz dizilerinden geçiş yaptık anlayamadan, yeni sezona giriş yaptık sevgili seyirciler. Ekim ayı geldi ve TV, sinema ve tiyatrolarda birbirinden güzel yapımlar gözükmeye başladı. Gönül ister ki sosyo-ekonomik açıdan halkımız daha üst seviyelerde olsa da sinema ve tiyatro seyircisinde artış olsa... Her akşama izleyecek bir dizi varken haftada bir kez bile sinema veya tiyatroya gidemeyenler çok elbette ama yine de bu sezon hiç değilse bir-iki tanesine göz atsanız ne güzel olurdu =) Dudu bu sezon ne izlesek sorularına cevap olarak yazacağım bu yazıda (her ne kadar yalnızca TV dizilerine ilişkin yazıyor olsam da) bu sefer bir değişiklik yapacağım ve yazımın sonuna kendimce bir sinema-tiyatro izlenecekler listesi de ekleyeceğim, belki bakmak istersiniz ;)
Bu sezon yalnızca TV'nin 6 dominant kanalında yayınlanacak olan dizi sayısının bile ellinin üzerinde olduğunu düşünürsek takdir edersiniz ki hepsinden bahsetmek çok da akıllıca olmayacaktır. Zira yine sadece günü doldurmak amaçlı kabul almış yapımlar çokça mevcut. Acı olan, bu yapımlara kolayca şans verilip çoğunun 13. bölümü göremeden yayından kaldırılması oluyor. Nasılsa hazırda bekleyen onlarca proje var çünkü. Ama maalesef "hepsinin yeri doldurulabilir" düşüncesi ne o projelerin emekçilerinin halini ne de gün geçtikçe düşen ekran kalitesini hesaba katıyor. 
Daha kaliteli bir ekran ve kalıcı yapımlar olması ümidiyle bu sezonun tavsiyelerine günlere bölerek başlayalım:

PAZARTESİ

Haftanın ilk gününde radarıma takılan dört dizi var:
- Babam ve Ailesi          (Kanal D)
- Hangimiz Sevmedik    (TRT 1)
- İçerde                           (Show TV)
- Paramparça                  (Star TV)

Aslına bakarsanız aralarında geçen sezondan kalan tek dizi olan Paramparça'ya çok da şans veresim yoktu bu sezon. Defalarca değişen hikaye, başrol kadın oyuncu ve çeşitli magazinsel haberler fazlasıyla soğuttu beni diziden. Ben takip etmeyeceğim açıkçası ama hafif arabesk, bolca entrika ve tabii ki Erkan Petekkaya severler için adının hakkını veren dizimiz bu sezon da Star TV'de olacak.
Babam ve Ailesi sağlam ve karakterlerle uyumlu oyuncu kadrosuyla oldukça başarılı bir yapım. Her ne kadar Bülent İnal o hüzünlü(ve arabesk) ama yine de sert aşık, Ayça Bingöl de sevdiği adam ellere yar olmuş mağrur kadın rollerinden kurtulamamış olsalar da rollerinin hakkını veriyorlar şüphesiz. Ama ilk üç bölümün yıldızı da Kadir rolünde izlediğimiz Caner Şahin bana kalırsa. Bu tarz dramlardan hoşlananlar için senaryosu da aynı tempoda devam ederse izlenebilecek bir yapım.
TRT 1 ailemizin (?!) kanalı olarak bu sezon yine ailecek izlenebilecek yapımlarla karşımızda. Hangimiz Sevmedik tam anlamıyla bir Yeşilçam komedisi. Karakterlerin tamamı Yeşilçam'da izlediğimiz karakterlere can veren ustaların gerçek isimlerini taşıyor. Örneğin jönümüz uzun boylu gür saçlı ve adı ♥ Tarık ♥ Öyle ahım şahım bir senaryosu olmasa da eski Türk filmleri tadı vererek izleyiciye kendini iyi hissettiriyor.
The last but not the least! Aylardır merakla beklediğim proje => İçerde! Bir nevi Türk usulü Köstebek (https://www.youtube.com/watch?v=SGWvwjZ0eDc) İlk üç bölümün ardından gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki hayal kırıklığına uğratmadı. Hatta beklediğimden de iyi. Öncelikle hikayenin birebir filmle aynı olmaması benim gibi filmi izlemiş olanlar için de merak unsuru oluşturuyor. Bunun yanı sıra müzikler ve jenerik oldukça etkileyici. (Türk dizisinde Coldplay duydu bu kulaklar!) Oyuncu kadrosunda ise Çetin Tekindor tek başına yetecekken bir de Mustafa Uğurlu'yu dahil etmek diziyi ayakta alkışlamaya yetecekken genç oyuncular Çağatay Ulusoy ve Aras Bulut İynemli'nin de kendilerine sunulan bu şansı gayet iyi değerlendirmesiyle dizi efsaneler arasına girebilir gibi duruyor. Çağatay'ın Med Cezir ile beni ne kadar şaşırttığını ve ne kadar ilerleme kaydettiğini daha önceki yazımda belirtmiştim ama bu yaz izlediğim Delibal filminden sonra bir de burada izlemek yanılmadığımı gösterdi açıkçası. Bana kalırsa kadroda gözü tırmalayan tek şey başrol kadın oyuncular. Proje çok çok iyi olduğu için çok da bir şey söylemek istemiyorum ama sanki tam da olmamış =/

SALI

- Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz (ATV)
- Familya                                            (Fox TV)
- Hayat Şarkısı                                   (Kanal D)

ATV'nin mafya dizisi Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz hakkında çok bir şey söyleyemeyeceğim zira hiç izlemedim ama klasik Karadenizli bir mafya ailesi ve araya serpiştirilmiş aşk görebildiğim kadarıyla. Yalnız reytinglerde zirvede olmaları halkın bu tür hikayeleri ne kadar sevdiğini bir kez daha gösteriyor bize. Başrolleri de sağlamken bir de bu sezon şaşırtıcı şekilde Sanem Çelik'in de dahil olması izleyici kitlesini artıracaktır.
Uğur Yücel'in Canım Ailem ve Aramızda Kalsın dizilerinden sonraki son bombası Familya tam bir bal kaymak! Yine bir Uğur Yücel projesinin bensiz ekrana gelmesiyle akan gözyaşlarımı içime gömüp izliyorum Familya'yı. Adından da anlaşılabilen aile sıcaklığındaki dizimiz temposu ve verdiği sıcaklık yönünden diğer iki dizisinden çok da farklı değil. Yani onları sevdiyseniz Familya'yı da kesin seversiniz. Yalnız dikkatli izleyiciler için senaryo diğer iki diziden farklı yine de hafiften tanıdık gelecektir. Sebebi kalemin güzel insan Uğraş Güneş'in elinde olmasıdır ♥ Ulan İstanbul'un hazin sonuyla kendisine hasret kalmıştık ne iyi etti ne de güzel döndü =) Onun gibi özlediğimiz birçok güzel insan daha yer alıyor projede ve ortaya müthiş bir cast çıkıyor. Yalnız burada da tek sıkıntım Hare ve Ateş'i canlandıran Cansu Tosun ve Murat Ceylan. Hocalar seçmişse vardır bir bildikleri diyorum ama biraz daha mı role girseniz, doğal olsanız??
Gelelim geçen sezonun yıldızlarından Hayat Şarkısı'na...Beklendiği gibi yine yanıltmadı ve başarılı olay örgüsü, düşmeyen temposu ve sürpriz esprileriyle yüzümüzü güldürerek geri döndü başarılı dizi. Daha önceki yazımı okuyanlar bilir ki tek başına Ahmet Mümtaz Taylan bu diziyi izlemem için yeterli sebeptir ama izlememiş olanlar için söyleyeyim ki dizide tek bir yanlış oyuncu yok! Hayat Şarkısı heyecanlı ama bir o kadar da komik bir dizi bana kalırsa. Bu sezon da vazgeçilmezlerim arasında yerini aldı.

ÇARŞAMBA

- Kara Sevda         (Star TV)
- No: 309               (Fox TV)
- Poyraz Karayel   (Kanal D)

Burak Özçivit & Neslihan Atagül birlikteliği bu sezon da gözlere şenlik adına ekranlarda. Kara Sevda kararak devam ediyor. Diziyi çok takip etmesem de aşk ve intikam severleri ekran başına toplayacağı kesin. Neslihan Atagül'ün oyunculuğunun günden güne ilerlediği ise gözden kaçmıyor.
Yaz dizisi olarak başlayıp yoluna yeni sezonda da devam eden No: 309 çok da alışık olmadığımız şekilde başlayan bir aşk hikayesi olsa da başrollerin sempatikliği ve Sumru Yavrucuk gibi usta oyuncuların da etkisiyle izlemesi keyifli bir yapım. Romantik - komedi severlerin hoşuna gidecektir.
Ne var ki çarşamba günleri 7 Ocak 2015'ten beri Poyraz Karayel günüdür benim için. Evet geçen sezon bağrımıza bir hançer saplayıp sezon finaline kadar onu çevirmiş ve finalde o hançerle (ve de Poyraz'la) bizi gömmüş olabilirler. Sevdiklerimizi bir bir elimizden almış da olabilirler. Yine de bu sezon "Bir Mucize Olsun" diyerek umutla yeniden başlıyoruz. Fragmanda gördüğüm kadarıyla İlker Aksum, Funda Eryiğit ve Ayda Aksel gibi yeni oyuncular katılmış kadroya ki çok iyi geleceklerinden şüphem yok fakat umarım Poyraz Karayel geri döner (ki bence dönecek!). Keza Poyraz Karayel / Ayşegül'ün Yolu şeklinde devam edebileceklerini hiç sanmıyorum. (Çağrı Vila Lostuvalı'ya selam olsun!)

PERŞEMBE

Açıkçası perşembe gününe Yüksek Sosyete dizisinden başka yazacak bir şey bulamadım. Yine bir yaz projesi olan dizimiz yeni sezonda da onay almış gözüküyor fakat senaryo ne kadar daha dayanır bilmem. Oyuncular gayet başarılı hikaye de tatlı diyebiliriz yine kendi türüne göre. Kendince bir Cinderella hikayesi sunan dizi Star TV'de.

CUMA

- Bana Sevmeyi Anlat   (Fox TV)
- Kiralık Aşk                 (Star TV)

Öyle sanıyorum ki Kiralık Aşk ile ilgili geçen sezonun ortasından itibaren gelen şikayetler yaz boyunca birilerinin kafasını kurcaladı. İyi de olmuş çünkü yeni sezonun ilk bölümü oldukça başarılıydı. Yeni karakterler ve hikayenin yeni hali hoşuma gitti. Umarım bu sezon vakit öldürmek amaçlı yazılan bölümlerle karşılaşmayız da cuma akşamları güzel bir aşk hikayesi izlemeye devam ederiz.
Alternatif arayanlara ise tek önerim Bana Sevmeyi Anlat olacaktır. Aşkın biraz daha ciddi entrikayla örülmüş ve (yeni moda olarak) ebeveynliği de kapsayan halinden hoşlananlar bu yeni diziden keyif alacaklardır.

CUMARTESİ

- Seksenler         (TRT 1)
- Tatlı İntikam    (Kanal D)

Ekranda 5. senesini doldurmak üzere olan Seksenler her daim izlenebilecek ve her yaştan seyirciye hitap edebilecek bir dizi olması sebebiyle doksanlı yıllara bir süre daha geçmeyecek gibi gözüküyor. Keşke Doksanlar dizisini de Seksenler'in popülerliğinin etkisiyle öyle aceleye getirmeselerdi, asıl o zaman güzel bir devam dizisi olurdu. Biz de ilk gençlik yıllarımıza dönmüş olurduk. Klasik Türk ailesinin cumartesi eğlencesi Seksenler TRT1'de devam ediyor.
Ömer-Defne aşkının ekranlarda estirdiği romantik-komedi rüzgarıyla aramıza katılan ve farklı senaryosuyla yüzümüzü güldüren Tatlı İntikam ise sezon arası vermeden devam ediyor. Fakat Ömer'in yaptığı gibi Tankut Sinan da gelinini düğünde terk ediyor ve iki dizide de karakterler bir yıl ayrı kalarak ve başkalaşarak dönüş yapıyorlar. Kiralık Aşk'ta Defne ve Ömer'in değişimini ne kadar beğendiysem Tatlı İntikam'da Pelin ve Sinan'ı o kadar sevmedim, bilgilerinize...

PAZAR

- Baba Candır            (TRT 1)
- Seviyor Sevmiyor   (ATV)

Geldik haftanın son gününe.
Her ne kadar televizyonun başına onu izlemek için geçmemiş olsam da ara ara rastladığım kadarıyla Baba Candır iyi bir izlenim oluşturmuştu bende geçen sezon. Yine bir TRT dizisi olması yönüyle yine keyifle izlenebilecek sıcak bir aile dizisi ama her ne kadar klasik bir Türk ailesi işleniyor gibi gözükse de bir süredir moda olduğu üzere bu dizinin de Kore uyarlaması olduğunu söylemeden geçmeyelim. Ece ve Haluk karakterlerine özellikle dikkat edin, çok başarılılar.
Ve benim pazar seçimim bir diğer Kore uyarlaması olan Seviyor Sevmiyor! İtiraf ediyorum geç keşfettim bu diziyi =( Ama şimdi kim bana "Ne izleyelim Dudu?" sorusunu sorsa bu diziyi mutlaka ekliyorum. Elbette ki orijinal hikaye çok başarılı ama Deniz, Yiğit ve Tuna karakterleri ayrı bir can bulmuş bu haliyle. Zeynep Çamcı ve Gökhan Alkan ufak tefek ve hafiften çekik olmalarıyla da dizinin aslına pek uymuş olacaklar ki geçtiğimiz günlerde Kore'den özel ödülle döndüler.( http://www.korezin.com/2016/10/02/turkiyeye-guney-koreden-bir-odul-daha-seviyor-sevmiyor-dizisi-apan-star-odullerinde/ ) Ayrıca Zeynep Çamcı sempatikliği diye bir şey var kesinlikle ki bu yüzden role bu kadar uyan başka bir oyuncu daha bulunamazdı diyerek Cast Sorumlusunu da buradan tebrik ediyorum.

Haftalık program bu şekilde olmakla birlikte yakın zamanda ekrana gelecek dikkat çeken yapımlardan da kısaca bahsedelim isterseniz.
* Şebnem Bozoklu'nun yeni dizisi olması sebebiyle dikkatimi çeken Altınsoylar (Kanal D), oyuncu kadrosunda hem usta hem de yeni parlayan oyunculara yer veren ve ümit vaad eden bir komedi dizisi.
* Annem, Adını Feriha Koydum ve hatta Muhteşem Yüzyıl dizilerinde anneliğiyle akıllarda kalan Vahide Perçin, Cansu Dere ve Beren Gökyıldız ile yine anne rolüyle bir Japon uyarlaması olan Anne isimli dizi ile (Star TV) karşımızda olacak. Ama açık söyleyeyim benim bu dizide favori oyuncum küçük yıldız Beren ♥
Hayat Bazen Tatlıdır (Star TV) şüphesiz tutacak bir dizi nitekim senaryosunu Gani Müjde'nin yazması bir yana senaryosu yine kendisine ait olan Hayat Bilgisi dizisi ile de oldukça benzeşmekte. 2000'li yılların başında lise/gençlik dizisi akımını başlatan diziydi denilebilir Hayat Bilgisi için. Hayat Bazen Tatlıdır o akımı canlandırır mı, Birce Akalay Afet öğretmenin gençliği olur mu bilinmez ama pazar akşamları izlenebilecek keyifli bir dizi gibi gözüküyor. Tek uyarım Hayat Bilgisi'ni izlemiş neslin o kadar da yaşlanmamış olduğunu hesaba katıp yeni dizide aynı kalıpları çokça kullanmamaları yönünde olacak. (öğretmen-kardeş aynı okulda /müdür-işveli öğretmen ilişkisi)  
* Açıkçası ben sıkıldım ama sıkılmayan ve tarihi uyarlamaları sevenler için (ve MY'de oynamamış oyuncu bırakmamak için galiba!) Muhteşem Yüzyıl yeni padişahı, yeni Kösem'i ve yeni entrikalarıyla yeni kanalı Fox TV'de olacak.
* Daha fragmanı yayınlanmadan merakla beklenmeye başlanan Vatanım Sensin (Kanal D), konusundan çok Bergüzar Korel-Halit Ergenç çiftinin tam 10 yıl sonra tekrar başrolü paylaşması ile gündeme oturmuş durumda. (bkz. Binbir Gece  1. bölüm 7 Ekim 2006) Onur Saylak'ın da ikiliye eşlik etmesi ve yönetmenliğini Taylan Biraderler'in üstlenmesi projenin iddiasını güçlendiriyor. Dönem dizisi sevenler bir de bu yüzyıla bakabilirler bence ;)
* Geldik güçlü projelere doymayan Star TV'nin (şimdilik) son bombasına. Hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmeyen ve aslında öncesinde birçok aksilikle karşılaşılan Cesur ve Güzel biblo gibi iki oyuncumuzu, Tuba Büyüküstün ve Kıvanç Tatlıtuğ'u başrole koyarak belki de şimdiden yerini belli etti diyebiliriz. Ama yine de önümüzde Kurt Seyit ve Şur'a gibi bir hayal kırıklığı yer aldığından çok da heveslenmeyelim, sadece bekleyelim derim ben.

Sanırım şimdiye kadar ki en uzun yazım oldu ama bitti söz. Ekrandan bana yansıyanlar bu kadardı. Bıkmadan yazının sonuna kadar gelenler için aşağıda çeşitli türlerden birkaç film ve tiyatro oyunu önerimi de sunuyorum. Sansürden uzak sanata yakın bir sezon dilerim.

Sinema

- Miss Peregrine's Home for Peculiar Children
- Elveda Berlin
- The Girl on the Train
- Yok Artık 2
- Inferno
- İkimizin Yerine
- Ekşi Elmalar
- Dar Elbise
- Doctor Strange
- Arrival
- Benim Adım Feridun
- American Pastoral
- Fantastic Beasts and Where to Find Them
- Lion
- I, Daniel Blake

Tiyatro

- Personel (Craft)
- Kuşlar (Semaver Kumpanya)
- Cimri (Semaver Kumpanya)
- Yoldan Çıkan Oyun (Zorlu PSM)
- Van Gogh (Duru Tiyatro)
- Bütün Kadınların Kafası Karışıktır
- 39 Basamak (Pangar)
- Pencere (Oyun Atölyesi)
- Kozalar (Zorlu PSM)
- 10,11,12 (Craft)
- Hepimizin Öyküsü Aynı (Craft)
- Veronalı İki Centilmen (Duru Tiyatro)
- Nihayet Bitti (Duru Tiyatro)
- Torun İstiyorum (Moda Sahnesi)


Tarık Akan'a Sevgiyle...
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥


8 Nisan 2016 Cuma

PATRON ÇILDIRDI!DİZİDE DAMPİNG!

Çok uzun süredir ha yazdım ha yazacağım derken aradan 1,5 ay geçmiş iyi mi!
Tamam kabul ediyorum akademik çalışmalara daldım ihmal ettim biraz ama tek suçlusu ben değilim. Memleketin içinde bulunduğu durumda kalkıp da bu dizi çok güzel izlesenize diyemedim. Şimdi düzeldi de mi yazıyorum peki? Yooo! Düzeleceği de yok bir süre ama her şeye olduğu gibi buna da güzel güzel alıştık işte. Bence insanoğlu bukalemundan daha yetenekli adaptasyon işinde zaten.
Neyse bunlardan daha fazla bahsetmek istemiyorum burada.
Zaten gecikmeme sebep olan bir konu daha var=> Torba diziler!
Evet evet yanlış duymadınız! Bir gecede toplu halde çıkan kanunlar gibi oldu dizi piyasası bu sene. Hızına yetişebilmek ne mümkün! Şu dizi de yeni başlamış ona da bir bakıp öyle yazayım, aman yarın da bu başlıyormuş derken önünü alamadık!
Bu sebeple bu yazımda iyi ya da kötü gözüme takılanları yazmaya karar verdim ben de;

*9 bölüm geçti ancak yazabiliyorum ama bu bölümlerin hepsi birbirinden lezzetliydi, karşınızda 2016 yılının Kara Melek'i => HAYAT ŞARKISI!
Hala izlemeye başlamamış olan varsa internetten ilk 9 bölümü su gibi içsin haftaya salı 10. bölümde buluşalım. Neden mi? Bir kere en büyük sebebi Burcu Biricik fırtınası! Kesinlikle yetenek abidesi. Kendisini önceki projelerinde de beğeniyordum fakat bir türlü öne çıkamamıştı. Sanıyorum bunu Şeref Meselesi dizisiyle başardı ki başarılı bir casting sonucunda Hayat Şarkısı'nın başrolünde Hülya olarak efsane bir karaktere can vererek adını Türk dizi tarihine yazmayı başarıyor. Elbette ki Burcu Biricik'in yeteneğinin yanı sıra Hülya'nın çok güzel,çok ince yazılmış olmasının da payı büyük. Hele bir de çocukluk sahneleri var ki küçük oyuncu Sibel Melek Arat hem gülmekten hem de şaşkınlıktan ağzımızı açık bırakıyor her sahnesinde. Kendi adıma ben Hülya'nın çocukluğuna geçişleri sevdim. Bu uygulamayı Merhamet dizisinde Narin karakteriyle görmüştük ilk. Sanırım o dizinin başarısının, duyguyu bu kadar karşı tarafa geçirebilmesinin sebeplerinden biri de bu sahnelerdi. Ki kendi adıma bazen Merhamet tadı alıyorum diziden,müziklerin de bunda katkısı büyük. Hayat Şarkısı ekibi de hem bunu hem de küçük Melek'in seyirci üzerindeki etkisini fark etmiş olacak ki flashback sahneleri gittikçe artıyor.
Ama elbette ki dizinin başarısının sebepleri bunlarla sınırlı değil. Senaryo her hafta beni şaşırtmaya devam ediyor. Tam olaylar ortaya çıktı daha ne olabilir derken başarılı şekilde olay örgüsü büyümeye devam ediyor.
Bir de benim açımdan (kadronun tamamı çok iyi o ayrı) bir Ahmet Mümtaz Taylan gerçeği var elbette ki! Kendisi arkadan yürüyerek geçse bile izlerim zaten ama dizideki Bayram Cevher karakteri anca onunla bu kadar can bulabilirdi sanırım. Dramın ortasındaki kocaman kahkahalarımın müsebbibidir kendileri,izleyin!
* Düzenli takip edemesem de fena bulmadığım, ara ara baktığım yapımlardan da bahsedelim biraz.
- Salı akşamları Show TV'de Kış Güneşi Şükrü Özyıldız ve Aslı Enver eşliğinde öncelikle görsel bir ziyafet sunmakta. Endemol Shine Türkiye'nin yapımcılığını üstlendiğini düşünürsek yüksek bütçeli kaliteli de bir dizi. Ama olaylar çok da yakalamadı beni açıkçası. Yine de bir bakın derim. Bu arada Show TV yarışa sonradan dahil oldu ama hızlı geliyor. İstanbul Sokakları ve Oyunbozan isimli iki yeni dizi yolda.
- Bir süre sıkı takip edip sonradan temponun yavaşlamasıyla ara sıra bakmakla yetindiğim bir dizi de Fox TV'nin perşembe akşamları yayınladığı Kördüğüm. Belçim Bilgin bir türlü karaktere mi giremiyor yoksa karakter mi bu kadar donuk çözemedim ama olmayınca olmuyor =/ (Not:Annemin Yarası isimli muhteşem bir filmde oynamış kendisi ki gayet başarılı buldum oyunculuğunu. Belki de TV'nin her hafta bir film tadında çekilen dizileri yoruyor ondan böyledir)
-Evet sonunda yaprak dökümü başladı sayın yönetmen,tebrikler!!! Kiralık Aşk'ın peşinden koşmuyorum artık. Şans verelim dedik, bir bildiği vardır dedik ama "sex sells" kafasına da girdin ya artık bu projeden hayır beklemiyorum. Etrafımda da kiminle konuşsam eski tadı kalmadı, bakıyorum ama arada işte alışkanlıktan gibi yorumlar duyuyorum. Hala arada izliyorsak bil ki Defne-Ömer ve Koriş'in hatırasına hürmetimizden. Yazık ettiniz canım diziye. Bari uzatmadan final yapınız bu sezon =(

BONUS 1=> TATLI İNTİKAM

Ne yalan söyleyeyim tanıtımlar ilk dönmeye başladığında pek şans vermiyordum bu diziye. Kiralık Aşk rüzgarına kapılıp romantik komediyi keşfeden Türk dizi piyasası pastadan pay almaya çalışıyor diyordum. Ama fena yanıldım (en azından şimdilik) Nerde KA'daki İz nerde buradaki Pelin. Leyla Tuğutlu sonunda karakterini buldu! Cumartesi akşamları başka bir işiniz yoksa Kanal D'ye bir bakın derim, oldukça keyifli. Yalnız ne ara geldiniz de çalıştığım üniversitede çekim yaptınız arkadaş ya, yine denk gelemedim iyi mi! Zalımsın kader =(

BONUS 2=> 46 YOK OLAN...

İşte Türk dizilerinde görmek istediğimiz hareketler bunlar! Erdal Beşikçioğlu is back!
Her ne kadar başlamadan önce kıskanç kafalardan çıktığını düşündüğüm " kopyacılar ya,breaking bad çakması yapmışlar" cümleleri etrafta dolaşıyor olsa da bunlara en iyi cevabı yine dizinin kendisi verdi. Başrolün kimyayla ilgilenmesi dışında (ve fena halde yetenekli olması dışında) bir benzerlik göremedim ben. Kaldı ki azıcık emeğe saygı göstersek nasıl olur acaba? Adamlar ne kadar yetenekli oyuncu varsa çağırmış, özgün bir konu bulmuş, daha önce görülmemiş bir psikolojik-gerilim dizisi yapmış yetmemiş süresini de 1 saatle sınırlamış. Demek ki bir şeyler düzelebilir, düzelmeye başlıyor.
Toplamında ne çıkmış ortaya derseniz ben ilk bölümden sonra korkudan uyuyamadım bi süre çizgi film falan izledim. Ama tabi bir can sıkıcı noktası var o da günler saatler çuvala girmiş gibi diziyi alıp pazar gecesi saat 23:00'e koymuş olmaları.

Sevgili Star TV! Eeeeeyyyy Star TV!
Dizi 1 saatlik olduğu için prime time 'a koymaktan çekinmiş olabilirsin anlıyorum.Konu açısından da ev hanımı ablaları, emekli amcaları cezbedecek bi şey değil pek,yani neticede bir Yaprak Dökümü değil. Ama insaf! Kaliteli yapım izlemek isteyen izleyicinin hiç mi hatrı yok sizde? Sizin sektörde zaten mesai kavramı pek yok farkındayım ama biz geri kalan işçi sınıfı için pazartesi sendromu diye bir şey var! O saatte o diziyi izleyip koşarak yatağa girsek bile sabah 6'da kalkmak ne kadar zor haberiniz var mı?
Arz ederim...

25 Şubat 2016 Perşembe

DİKKAT! BU YAZI AĞIR YÜREK SIKIŞMASI İÇERİR!


Normalde bu hafta yeni diziler hakkında yazacaktım sayın seyirciler fakat ne mümkün! Çarşamba öyle bir çarşafa dolandı ki kurtulan beri gelsin!
Soruyorum: Canımıza kastınız mı var acaba?! 


Sözü fazla uzatmadan buradan yetkililere (Ethem, Ertan,Çağrı) sesleniyorum:
Özellikle Çağrı Vila Lostuvalı siz! Anlıyorum sizi, adı dizi olabilir ama ben sanat icra etmek istiyorum diyorsunuz ki ekmek çarpsın ki ediyorsunuz. Araya biraz da derin edebiyat katayım diyorsunuz, iki gözüm önüme aksın ki katıyorsunuz. Oyuncunun hasıyla çalışayım ekranlar ağlasın da demişsiniz belli, vallahi de billahi de ağlıyor. Ama bu nedir hocam? Bu hafta, geçen hafta, önceki hafta... Canımıza kastınız mı var acaba?

Adil Topal geldi geleli yüzümüz bi gülmez oldu. İsa'nın ödevleri, Poyraz'ın yanıtları, Sinan'ın zekası dahi fayda etmiyor. Çarşamba akşamları Selpak sponsorluğunda geçiyor resmen. Ya tamam ver dramı, ver macerayı amenna ama bu kadar can almak nereden çıktı? Gerek repliklerle, gerek duvar yazılarıyla,esprilerle sosyal mesajın dibine vuruyorsunuz her bölüm zaten, iyi adamları da öldürerek bizi iyice hayatın acı yönüyle mi sınıyorsunuz? Bakın işte kötüler bi şekilde kurtuluyor olan hep iyilere oluyor mu diyorsunuz böylece? George R. R. Martin mi kesildiniz başımıza yahuuu?!!

Yapmayın, etmeyin, yazıktır bu seyirciye. Biz zaten şu hayata güç bela tutunmaya çalışan bir avuç insanız, tutunamayanlardan mı olalım bu mudur isteğiniz? Reytingler tavan yapmıştır kesin, TT listesinden hashtaginiz inmemiştir ama değer miydi Sefer'imizi feda etmeye, değdi mi? Ayşegül'ün kürtajı, Poyraz'ın katil oluşu ve hatta Sadrettin'in vuruluşu bile çok acıttı ama Sefer'in yar için yardan düşüşü yüreğimizi söküp attı be insafsızlar!

Ha ama teknik açıdan çok başarılısınız o ayrı tabi. Hikayedeki bu beklenmedik nokta dizinin kalitesini bir kez daha ortaya koydu tartışmasız. Ama yapmayaydınız iyiydi. Neticede çoğumuzun çocukluğu 80 ve 90 lı yıllarda geçti, yoktu o zamanlar geym of tıronz, biz iyi adam ölürse dizi biter kafasıyla büyüdük kolay kaldıramıyoruz bu gidişleri...

Şimdi ben böyle yazıyorum, seyircilerin birçoğu da buna katılıyordur ama neticede biz beş sezon Yaprak Dökümü, üç sezon Öyle Bir Geçer Zaman Ki'den sağ çıkmış bir nesiliz; yine haftaya Çarşamba kademeli bir intihar biçimi olarak Poyraz Karayel'i izleyeceğiz el mahkum...



Not: Kanbolat Görkem Arslan'a selam olsun, iyi ki Sefer'i oynamışsın be dedem! Yeni projelerde görüşmek ümidiyle...



23 Ocak 2016 Cumartesi

TAHT OYUNLARI vol. 1

Aman aman! Başlığa bakıp panik yapmayın hemen sakın! Game of Thrones'a 2 aydan fazla var daha. Bu bahsedeceğim bizim taht oyunları, başka bir deyişle reyting oyunları...

Malum bir süredir 2015-16 sezonunun 2. yarı dizilerini beklemedeydik ki birer birer dökülmeye başladılar ekrana. Birkaç bölüm izle de öyle yaz bari, acele etme Dudu dedim, bekledim. Ama beklerken gördüm ki bazı köşe bucak yazarların beklemeye hiç niyeti yokmuş, Allah Allah nidalarıyla saldırıya geçtiler.
Takip edenler anlamıştır Gecenin Kraliçesi'nden bahsettiğimi.
Özellikle Meryem Uzerli faktörüyle merakla beklenen bir yapımdı bu dizi. Evet katılıyorum ilk haberi geldikten sonra fazlasıyla uzun sürdü ekrana gelmesi. Geldi, geliyor, yok vazgeçmiş gelmiyor, proje iptal haberleri çok fazla yazıldı,çizildi. Dizinin adı elli kere değiştirildi, hadi değiştirilsin ama hepsi ne diye duyuruldu? (ki nihayetindeki isim de pek başarılı olmadı) Sonra tanıtımlar dönmeye başladı bir baktık sanki dizi yok ortada sadece Meryem Uzerli Türkiye'ye dönüyor onu haber veriyorlar. Geliyoooorr, az kaldıııı, hasret bitiyoooorr! Noluyor arkadaş?!
Tamam Hürrem ile bir efsane oldu ama aradan geçmiş kaç sene, şampuan reklamı ve magazin haberleri dışında bi şey görmemişiz kendisinden. Eyvallah sempatik kadın, doğal kadın, sevdik onu ama bu kadar hasretle bekliyor muyduk? Yoooo! Reytingi güzel tutmuştu bir rolle ama Murat Yıldırım'ı hele hele Uğur Polat'ı harcamaya değer miydi ya?!
Bunların hepsi bir yana konu iyiydi belki, oyuncular iyi, sahneler güzel vs. Ama beklentiyi o kadar yükselttiler ki gereksiz yere, haliyle çakıldılar reytingmetrede. Yine de bu kadar yerden yere vurulmayı hak ediyorlar mıydı derseniz cevabım kesinlikle hayır! Ne kadar büyük bütçeli bir yapım olduğu ortada, oyuncu kadrosu kesinlikle kaliteli, cast başarılı... Ne var bunda demeyin çünkü şu an ekranda olan (hatta bazıları 10 yıldan fazladır ekranda olan!) birçok yapımda olmayan şeyler bunlar.

Bunların yanında bir de o ilk bölüm var! 
Hep söylüyorum "yerli dizi yersiz uzun" diye. Bu sebepten en iyi dizide bile doldurma sahneler var,olacaktır da. Bunlara rağmen Gecenin Kraliçesi'nin ilk bölümü Türk dizi standartlarının oldukça üzerindeydi.
* Grasse'ın güzelliklerinin Karadeniz'le birleşmesi müthişti!
* Meryem'in aksanı doğal olduğundan karakterle çok iyi bütünleşmişti,yapmacık durmuyordu.
* Ya Funda Eryiğit'e ne demeli? Hey gidi Canım Ailem'in bebitosu Seyhan'ım heyyy! Kim derdi ki sen böyle deli manyak bi kadın olup çıkacaksın?! Gerçi Limonata'da gözlerinde görmüştüm o farklı kadını, Karadayı'da da bir çirkeflik bir gözükaralık vardı ama helal olsun üzerine koya koya ilerliyor ve de o bardakları ne de güzel kırıyorsun öyle =) 
* Ah hele bir de Only Time'ı bir Türk dizisinde dinledi ya bu kulaklar... Bir şeyler değişiyor demek ki dedim yine. 
Bir ben demişim böyle demek. Ertesi günden itibaren alakalı alakasız herkesler nefret kusmaya başladı diziye. Aman da reytinglerde diplerdeymiş, kimse izlememiş, Meryem de kimmiş, hikaye daha önce işlenmiş bla bla...
Ama bu yazıların alt metinlerde öyle bir şey vardı ki sanki dizi umurlarında değil de Meryem'e nefret kusuyorlar. Parayla tutulsalar bu kadar olurdu yani! Bu durum iyice kanıma dokundu işte! Arkadaş iki sn durun ya! Bi dur,ikinci bölümü izle, aç diğer kanallara bak ne var ne yok diye! Hatalar olduğunu ben de kabul ettim yukarıda ama böyle top yekun bir linç hak etmedi bence ne dizi ne de Meryem Uzerli!
Ha ama iki şeyi söylemeden edemeyeceğim :
1- Başroldeki karakterlerimiz kaç yaşında tam olarak acaba? Gözlerim ve matematiğim beni yanıltmıyorsa 40 civarı olmalılar da, az daha genç olmasalar mıydı ki? =/
2- Selin'in saç rengi çok ama çok tatlıydı dizinin başında. Güçlü kadın,intikam meleği görüntüsü vermek için bu ton bir sarı saç şart mıydı? Olduğundan yaşlı ve biraz da çirkin göstermiş sanki,sorry =/
Ayyyyhhh! İçim şişti vallahi!
Sayın yapımcı, sevgili seyirci lafım size!
Gaza gelmeyiniz efenim! Meryem'i de Hürrem'le karıştırmayınız artık! Bu başka bir yapım başka şeyler bekleyin. Ya da hiçbir şey beklemeyin canım,izleyin sadece. Severseniz ne ala...


1 Ocak 2016 Cuma

GEÇMİŞ SEZON OLUR Kİ...

Seviyoruz, aldatılıyoruz, geziyoruz, düşüyoruz, uyuyoruz, uyanıyoruz...
Zaman beklemiyor. Umrunda değiliz anlayacağınız.
Kimbilir hanginizin hayatında neler oldu 2015 yılında ama işte o da bitti!
Ona ayak uydurmaktan başka çaremiz yok madem, 2016'nın ilk gününden hepinize merhaba!
Geçen yıla dair söylenecek çok ama çoook söz var ve en azından benim için bunların çoğu pek de hoş şeyler değil. Geçip gittiğine pek de üzülmediğim bir yıl oldu 2015. Ama madem ekranı konuşuyoruz burada gelin bakalım ekranda kayda değer neler olmuş geçtiğimiz yıl.

Bizımla Deyılsın
Geçtiğimiz yıl dizi piyasası yine kalabalıktı aslına bakarsanız. Fakat bu kalabalık biraz da birçok yapımın yayından kaldırılması sebebiyleydi. Bunların hepsi emekçileri açısından çok üzücü olduğu gibi, özellikle birkaçı gayet kaliteli yapımlar oldukları için bizim açımızdan da gözyaşlarıyla karşılanan haberlerdi.
Kanallar bazında bakacak olursak Kanal D ve Star TV pastadan büyük dilimleri alanlar oldu, bu sebeple onları en sona bırakıyorum.
Show TV uzun süren sessizliğini bu sezon da bozamadı maalesef ama İlişki Durumu Karışık ile kimsenin beklemediği bir izleyici kitlesi yakaladı açıkçası. Yine de tek diziyle sezon geçmez, hele böyle bir dizi ise kanalı kurtarmaya yetmez. Diğer birkaç dizisini ise bahsetmeye değer bile bulamıyorum kusura bakmasınlar. Bi de artık yeni yılda Güldür Güldür'ü ısıtıp ısıtıp önümüze koymasınlar. Aynı bölüme kaç kere denk geldim sayamadım. Yılın son günlerinde başlayan Acı Aşk ise başrolleriyle umut vaad etse de 2000'lerin başlarında ortalığı kasıp kavuran Kıraç soundtrackli dizilerin artık eski etkiyi yaratamadığını söylemek isterim. Senaryo sağlam giderse ne ala ama aksi takdirde ömrünü uzun görmüyorum.
Atv belki de iki büyük kanalla yarışabilen tek kanal oldu. Elbette izleyici kitlesi biraz farklı diziler görür olduk Atv'de bir süredir ama bunun dışına çıkmayı başarabilen yayınlar da olmadı değil. Ki bunların biri de Analar ve Anneler'di ama üzülerek onun da erken finalini izlemiş bulunuyorum =(
Karadayı bir Ezel değildi elbet ama kanalın lokomotifiydi. Bunun yanında Kara Para Aşk'da reytingleri elinde tutan yapımlardan oldu. Racon ve Bedel ise kaliteli kadrolarına rağmen çok dayanamadılar maalesef.
FoxTv artık iyice kendini 5. kanal ilan etti gibi duruyor bence. Her geçen sezon daha başarılı dizilerle karşımıza çıkar oldu. O Hayat Benim her ne kadar Yeşim Ceren Bozoğlu'nun olaylı ayrılışı sonrası eski tadı vermese de Efsun'un efso yorumlarıyla pazar akşamları izlenmeye devam ediyor. Karagül bir beni baydı herhalde diyor başka yorum yapmıyorum ama İnadına Aşk hiç olmadı bence, yalnızca pazarlama harikası olduğunu düşünüyorum. Sex Sells deyimi Türkiye'ye bi beden büyük geldiğinden olacak Love Sells olarak uyarlıyoruz. İnadına Aşk, öyle aşk böyle aşk... Her ne kadar ergen kızlardan oluşan bir fan kitlesi oluşmuş olsa da castingini başarısız bulduğum yapımlardan oldu kendileri. Buna rağmen Kocamın Ailesi gibi sıcacık dozunda bir aile dizisi ise bu kalabalığa yenik düştü maalesef.
Ekrana veda eden dizilerden bahsedip de anmadan geçemeyeceğim özellikle 3 dizi var. Hatta veda bile diyemiyorum bunlara, ekrandan ve bizden hunharca koparıldılar =(
*Ulan İstanbul
*Beş Kardeş
*Mutlu Ol Yeter
Leyla ile Mecnun'dan sonra gördüğüm ennn kaliteli senaryoya sahip, en iyi komedi/dram dizisiydi bu üçü. Ve hep dedikleri gibi bu ülkede hiçbir iyilik cezasız kalmaz,kalmadı da...
Efsane oyuncu kadroları mı fazla geldi acaba seyirciye, yoksa Gezi'den beri durdurulamayan ve her geçen gün biraz daha artan orantısız zeka ürünü diyalogları mı bilemem ama caaanım eserler heba oldu 5-10 bölüm için. Evet eser diyorum! Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku çalışan biri olarak iddia ediyorum ki bu üç dizi eser niteliğini taşımaktadır! Ama işte biz sanatın hangi türünü sevdik ki bunlara sahip çıkacaktık. Hele bi de böyle alttan alta tatlı tatlı laf sokuşturunca büyüklerimize eserliği mi kalır o işin,olsa olsa ucube olarak anılır, kellesi de alınır.
Dizilerimizi harcadılar Matmazellll! =(

Not: Aralık ayının son haftasında Hatırla Gönül dizisinin de 2-3 bölüm sonra final yapacağını duymuş ve de duyurmuş olmaktan üzüntü duyuyorum. Gelen gideni aratmaz umarım. Hepinize huzurlu bir sene ve kaliteli bir ekran diliyorum...

29 Aralık 2015 Salı

KİRALIK DA OLSA AŞKA SAYGI...

Aman diyeyim,aman diyeyim bir güzel diziyi sonuna kadar düzgünce götürmeyin olur mu?!
Sıkın sıkın sıkınnnnn ki iyice suyu çıksın!

Kiralık Aşk yazın başladı tamam dedim! Bu dizi tutar, sezona da uzar! Eh yılların tecrübesi neticede 😏
Yalnız yine bu tecrübeye dayanarak söylüyorum -uyarıyorum- özellikle yönetmen Barış Bey'e;  rica ediyorum şu dizinin özüne geri dönün. Tamam daha projenin başına yeni geçtiniz eyvallah ama kaç bölüm oldu yani. Her bölüm birbirinden boş geçiyor desek yeridir. Tamam dünya rekortmeni dizi süreleri elinizi kolunuzu bağlıyor onu da anlıyorum,tamam doldurma sahneler için klip de çekin ona da razıyız ama senaryo daha fazla saçmalamasın ne olur!
Geçenlerde bir bölümde Serdar'ı sadece reklam için gördük,adam çıktığında reklamlar başladı diye çay koymaya gittim o derece. Peki ya o Koriş'le Nöro'ya ne demeli?! Millet onlara bayıldı diye sizin de milleti baymanız mi gerekiyordu canım! Buna karşılık Ömer'de tık yok. Sezar'ın hakkı Sezar'a gerçi yönetmen değiştiğinden beri Ömer'i daha çok konuşur gördük ama her ne kadar Buzdan Prens de olsa başrolün bu kadar susması dizinin istikbali açısından hayra alamet değil benden söylemesi.
Son olarak da KA fanları olarak özellikle kadın oyuncuların kıyafetlerinden hiç memnun olmadığımızı da belirtmek isterim. Özellikle Sude son iki bölümdür tam bir felaket!!!
Hiç mi iyi bir şey yok be DUDU?
Var tabi canlarım. God bless Onur Büyüktopçu ki kendisi dizinin cast direktörüdür, Ömer ve Defne' nin kimyası çok uyumlu. Bunun üstüne özellikle son iki bölümde seçilen muhteşem şarkılar da eklenince ( Kimse Bilmez & Muhtemel Aşk) dizi yine bizi cuma akşamları tv başından alıp hayal diyarlarına sürüklüyor.
Yine de yukarıda saydığım noktalara dikkat edilmeli ve rehavete kapılmamalı. Neticede Türk dizi sektörü de sezonu ikiye bölmeye alıştı  ve ocak ayında yayına girecek yeni projelerin tanıtımları dönmeye başladı bile. Bu da onlara yer bulmak için mevcut dizilerden bazılarının kaldırılması anlamına geleceğinden ( bunu ayrıca yazacağım yaram çok derin 😢) hiç değilse hazirana kadar dayanmak için bazı düzenlemeler şart. Her şey bir yana Türk dizi tarihine böyle bombeee bir proje girmişken bunu harcamak ayıp olmaz mı?

19 Aralık 2015 Cumartesi

PREVIOUSLY ON DUDU TV

Uzuuuunnn bir aradan sonra ay em bek!
2. ve son yazımdan sonra neler oldu neler. Oyunculuk alanındaki üstün öngörüm sonucunda Çağatay Ulusoy 2 sezon boyunca ortalığı kasıp kavurdu! Kıvanç Tatlıtuğ Kuzey-Güney ile aklımızı başımızdan almış olsa da Kurt Seyit ve Şura beklenen ilgiyi göremedi ve yayından kalktı. Bence Ezel'le zirve yapan Kenan İmirzalıoğlu Karadayı'da biraz düşüş yaşadı ama reytinglere bakıldığında onun için de gayet güzel geçti sezonlar. Top 3 jönlerde durum bu iken ekranın güzelleri de tutmuştu tüm kanalları. Bergüzar Korel, Beren Saat, Serenay Sarıkaya, Özgü Namal, Burçin Terzioğlu,Gökçe Bahadır ve Fahriye Evcen en akılda kalıcı olanlardı sanırım.
İzlemekle yetinip yazamadığım sezonlara şöyle bir değindikten sonra gelelim güncel dizilerimize.
Gerçi aralık ayında olmamıza rağmen hala her geçen gün yeni başlayacak bir dizi haberi gelmekte. Haliyle o dizilere yer açmak için de bazı diziler final yapıyor sezon ortasında. Halbuki herkese yetecek kadar vakit var prime time kuşağında. Bütün bir bölümü izlemiş kadar olduğumuz özetleri kaldırın, dizi sürelerini de (hadi ABD kadar olmasın da) insani seviyelere çekin şöyle bi hiç yoksa 90 dakikanın altına, bakın o zaman nasıl da 2 dizi sığıyor haberlerden sonra. Çok yaşlı da değilim halbuki ama hatırlıyorum ben böyle zamanlar olduğunu yahuu!
Neyse bunlar derin mevzular nasılsa her bölümde bir selam çakacağız bu konuya.
O zamaannn şimdi gelelim bu sezon hangi dizileri takip edeceğimize.
Bilen bilir ben zaten hemen her diziyi takip halindeyim ki bence çok da büyük bir yetenek gerektirmiyor bizim piyasamızda. Her hafta verilen özetler, klip havasında geçen uzuuunn sahneler ve her sezon birbirinin aynı konuları işleyen bunca dizi olunca oturup 120 dk izlemek gerekmiyor dizileri.
Ama elbette her sezon gönül telimizi titretecek birkaç yapım da çıkıyor ortaya.
Bu sezon benim eve gelecek misafiri bile ayarladığım diziler şöyle efenim;
- Geçen sezonun bombası, Oğuz Atay'ın beyaz cama yansıması => Poyraz Karayel
- Yaz sezonunun gözdesi, romantik komedilerin birincisi => Kiralık Aşk
- Yeni sezonun sessiz ve derinden gideni, adeta oyunculuk okulu=> Hatırla Gönül
Ve bonus
- kadının elli tonu, depresyon paratoneri=> Evli ve Öfkeli
Bu sezon kaçırmadan izlediklerim bunlar olsa da ara ara diğer yerli ve yabancı diziler de yorumlarımızdan payına düşeni alacak tabi ki.
Bu sadece fragmandı, yeni bölümde görüşmek üzere...